Geçtiğimiz gün tüm medyada çok güzel ve sevindirici bir haber vardı. İnsanların temel ekonomik kuralların bile iyi işlemediği günümüzde banka mevduatlarına uygulanan devlet garantisinin kişi başına 150.000 TL ye çıkarıldığı haberiydi.

Tabii bu, bankalarda mevduatı olan özellikle düşük gelirli vatandaşlar için çok büyük ve önemli bir güvencedir. Ama yine de en iyisi yasal düzenlemeler ve etkili denetimlerle bankaların vatandaşın parasını korumasını sağlamaktır.

Diğer önemli bir husus da başka yatırım araçlarının bu konudaki durumlarıdır.  Finansal yatırım araçlarından bir tanesi hayat ve emeklilik sigortasıdır ki burada da hayat ve emeklilik sigorta şirketleri Hazine Müsteşarlığı Sigortacılık Genel Müdürlüğü tarafından sıkı bir şekilde denetlenmektedir. Yani yatırımcı açısından bir sorun yoktur.

Bir diğer yatırım aracı altın ve kıymetli taşlardır ki bunlarda bankalarca alınıp her türlü riske karşı korunmaktadır. Bunda da yatırımcı acısından risk ortadan kalkmaktadır. Tabii burada söz konusu edilen riskler bir değer kaybı riski değil yatırım aracının fiziki gerçek riskler nedeni ile yok olmasını veya değerini kaybetmesi halini anlatmaktadır.

Borsaya yatırımlar için sigorta güvencesi şart…

Bu açıklamadan sonra diğer önemli bir yatırım aracı olan menkul kıymet borsasına bakacak olursak buradaki riskin halen var olduğu görülecektir. Herşeyden önce borsaya yapılacak yatırımlar için yatırımcı için bankalarda olduğu gibi hiç bir devlet garantisi yoktur. Tabii yine yanlış anlaşılma olmaması açısından burada da bahsedilen riski ve kaybın hisse senedinin değerinin düşme riski veya düşmesi değil hisse senedi satın alınan kurumun yangın, deprem, heyelan, infilak, sabotaj ve kötü niyetli hareketler ve sel gibi afetler sonucu varlıklarını kaybetmesi sonucu hisse senedi değerini sıfıra kadar düşmesidir.

Daha açık bir ifade ile hisse senedine yatırım yapılan bir kurumun bir yangın sonucunda yanıp yok olması durumunda yatırımcının elindeki hisse senedinin kurumun tüm varlıkları yani öz kaynağı yok olduğundan bir değeri kalmayacaktır.

Buradaki tek çözüm sigortaları doğru değerle ve doğru teminatlarla yapılmış kurumun hasarının sigortacı tarafından eksiksiz ödenmesi ve bu tazminat tutarı ile de kaybolan varlıkların tekrar yerine konmasıdır. Böylece yatırımcının elindeki hisse senedi tekrar orjinal değerine kavuşacaktır.

Peki burada sorun nedir. Sorun borsada kote edilmiş hisse senetlerinin alınıp satıldığı kurumların sigortalarının yapılıp yapılmadığının denetlenmesi ve gerekli sigortaların zorunlu olarak yaptırılmasının sağlanmasıdır. Bu konuda Sermaye Piyasaları Kurumu’nun yatırımcıyı korumak adına borsaya kote edilmiş kuruluşların gerekli sigortaları yaptırmalarını sağlamak ve bunu denetlemek için gereken her türlü yasal düzenlemeyi yürürlüğe koymasıdır. Aksi takdirde her türlü doğal afet riskine açık ülkemizde yatırımcıların büyük mağduriyet yaşayacağı kaçınılmazdır. Sigortanın ekonomiye fon yaratma fonksiyonu da düşünüldüğünde bu fonun geliştirilmesi açısında bu husus son derece önemlidir.