Bütçe, satış, birleşme vb derken Bayramında desteği ile nihayet yaz sezonunu açabildim. Her yıl olduğu gibi Alaçatı’ ya koştum. Gerçekten insan özlüyor ama neyi özlediğini de tam olarak bilemiyor! Yazı mı özlüyoruz, denizimi, tatilimi, yoksa yazlık beldelerin o sıcak neşeli daha az kurallı ortamını mı?

Yerleşme alış veriş sonrası Bayram tebrikleşmesi yapıldı ve bu tatlı telaşlardan sonra ancak tatil moduna girebildim.

Alaçatı’yı bir çok insan bilir önceleri surf sporu ile anılırken şimdilerde ülkenin en popüler tatil beldelerinden birisi oldu. Bende bu güzel beldede hem köy içini görmek hem bazı dostlarıma selam vermek amacıyla scooter motorsikletimle bir Alaçatı turu atmaya çıktım.

Olmaz demeyin caddelerden birisine döner dönmez bir polis durmamı işaret etti ve kontrol için ehliyet ve ruhsatı istedi. Büyük bir özgüvenle verdim. Çünkü motosiklet ehliyetimi de almıştım ve muayenem sigortam vb her şey tamamdı. Memur inceledikten sonra “sigortanız bitmiş dedi! Şok oldum. Bitmiş olamaz ben poliçemin Şubat ayında yenilendiğini biliyordum ve emindim. Ne olduğunu anlamaya çalışırken. Polisle de tartışmaya başladım. Tabii sigortacı olduğumu söyleyince yaşıma da hürmeten daha yakın davranmaya başladı. Diyalog şu şekilde gelişti. Bu arada ben şirketten arkadaşlarımı arayıp poliçenin yenilendiği bilgisini aldım.

 

SG- Memur bey bakın poliçem yenilenmiş!

 

Polis- Beyefendi poliçeniz sistemde görünmüyor o nedenle motorsikleti bağlayacağım.

 

SG- Yapmayın lütfen sigortam var hem de Anadolu Sigorta’dan. İşte bu da poliçemin görüntüsü.

 

Polis- Ben sistemde göremiyorum.

 

SG- Arkadaş benim elimdeki poliçenin bir kıymeti yok mu? Belki sistemde bir sorun var ve bu benim sorunum değil ki.

 

Polis- Ben sistemde görmediğim sürece motorsikleti sigortasız kabul ederim ve otoparka çektirir bağlarım. Ayrıca cezada ödeyeceksiniz.

 

Baktım ki tartışma uzuyor” tamam memur bey ne yapıyorsunuz yapın dedim kesin cezamı, çekin motoru” deyip ve motorsikleti bırakıp yaya olarak evin yolunu tuttum. İşin kötüsü bu olay arife günü oluyor ve ertesi gün 6 gün Bayram tatili var ve trafik bürosu sadece bir memurla 11.00- 15.00 arası acık olacakmış. Sinir içinde kabuslarla geçen geceden sonra ertesi gün 11.00 de Çeşme İlçesi Trafik Büro Amirliğine gittim. Bir nöbetçi bayan memur çalışıyordu. Bayramını tebrik ettikten sonra durumu anlattım. Motorsikletin ne durumda olduğunu sistemde gördü hangi park yerine çekildiğini söyledi ve oda sigortayı sistemde görmediğini söyledi ve bu durumda motorsikleti alamayacağımı bildirdi. Çıldıracaktım. Elimde Türkiye’nin en büyük sigorta şirketlerinden birisinin poliçesi vardı ve hiçbir işe yaramıyordu. Çünkü sistemde poliçem görünmüyordu.

 

“Çok çalışmamız lazım çok”

Biraz daha sakin düşününce yine de halime şükrettim. Düşünsenize bu durum şehre uzak bir karayolunda akşam saatlerinde çoluk çocuk bir otodayken ve tatile giderken başınıza gelse ne yapabilirsiniz. Oradaki bir banka oturup kara kara düşünürken içeri neşeli sempatik ve güzel bir genç bayan girdi yanında da iki küçük çocuk vardı. Herkesle bayramlaştı ve nöbetçi memurla sohbete başladı. Bir ara gözü bana takıldı “beyefendi ne bekliyor” diye sordu. Nöbetçi memur durumu anlattı. Oda hemen bilgisayarın başına geçti bir iki aramadan sonra sistemde benim poliçemi buldu. Şok olmuştum. Ne olduğunu anlamaya çalışan boş gözlerle etrafa bakarken, yumuşak ses tonuyla açıklamasını duydum. Meğer orada çalışan bir memurmuş çocuklarıyla Bayram ziyaretine çıkmış o arada da bayramlaşmak için işyerine de uğramış. Tabii ne kadar çok teşekkür ettim bu memura anlatamam. Benim için sanki bir Bayram hediyesiydi. Ne olduğunu sorunca, sisteme farklı yerlerden girilebileceğini ve sorgulamada motor ve şasi no sunda bir karakter farkı olması halinde bile normal sorguda poliçenin çıkmadığını söyledi. Benim için konu bir gün sonrada olsa çözümlenmiş hem motorsikletimi almış hem de yazılan ceza sistemde iptal edilmişti. Olayın tam Bayram tatilinde, hiç sebepsiz ve çözümsüz olarak meydana gelmesi bir yana, bu olaydan sigortacı olarak önemli dersler çıkarmak gerektiğini düşündüm.

Bunlar neydi:

* Sigorta Bilgi Merkezi’nin Emniyet Müdürlüğü Trafik Büro Amirliği ile arasındaki bilgi akışının doğru ve zamanında yapılmasının sağlanması.

 

* Sigorta şirketlerinde yanlış plaka, motor ve şasi no su ile poliçe kesilebilmesinin önlenmesi için gerekli tedbirlerin alınması.

 

* Sigorta Birliği ve ilgili bakanlıkların işbirliği ile Emniyet Genel Müdürlüğü ile anlaşma sağlanarak kıymetli evrak niteliğinde olan yazılı sigorta poliçesinin sistemde görünmese bile özellikle yol kontrollerinde geçerli belge olarak kabul edilmesinin sağlanması.

 

*  Sigorta Birliği ve bakanlık birimleri ile birlikte Emniyet Genel Müdürlüğünce de trafik polislerinin gerekli sigorta poliçelerini sistemlerinde nasıl görebileceklerinin eğitiminin verilmesini ve gerekliyse sistemin daha fazla kullanıcı kolaylığı ile beslenmesinin sağlanması.

 

*  Ve son olarak da sigorta şirketlerini Sigorta Bilgi Merkezi (Tramer) ile kendi kayıtlarının aynı olup olmadığının aylık olarak mutabakatının yapılması  düşünülebilir.

 

Bir zamanlar çok hoşuma giden bir deterjan reklamı geldi anne çocuğuna bazı ev işi görevleri vermek isterken çocuk da “çok çalışmam lazım çok” deyip odasına gidiyordu. Bizimde sigortacılığın toplumda daha çok kabul görmesi ve bir ihtiyaç olarak kabul edilip satın alınması için “çok çalışmamız lazım çok”.