Swiss Re'den uyarı niteliğinde rapor

Reasürans devi Swiss Re'nin yeni bir raporuna göre, dünya çapındaki ülkelerin beşte biri biyolojik çeşitlilikteki düşüş nedeniyle ekosistem çökmesi riski altında.

Reasüröre göre, dünyanın dört bir yanındaki ülkeler kendi doğal ekosistemlerine dayalı hizmetlere güveniyor. Biyoçeşitlilik ve ekosistem hizmetleri (Biodiversity and ecosystem services - BES), toplulukların ve ekonomilerin istikrarı için hayati önem taşıyan gıda temini, su güvenliği ve hava kalitesi gibi gereksinimleri içeriyor. Swiss Re'ye göre, küresel GSYİH'nın % 55'i - 41,7 trilyon ABD Doları'na eşit - iyi işleyen BES'e bağlı.

Bununla birlikte, Swiss Re’nin yeni Biyoçeşitlilik ve Ekosistem Hizmetleri Endeksine dayalı bir araştırmaya göre, küresel olarak ülkelerin% 20'si biyoçeşitlilikteki düşüş nedeniyle ekosistemlerinin çökme riski altında. Araştırma, hem gelişmekte olan hem de gelişmiş ekonomilerin risk altında olduğunu, tarım sektörlerine yoğun bağımlılığı olan gelişmekte olan ülkelerin ise özellikle BES şoklarına duyarlı olduğunu ortaya koydu.

Swiss Re, "G20 ekonomileri arasında Güney Afrika ve Avustralya kırılgan BES sıralamasında en üst sırada yer alıyor. Su kıtlığının iyi bilinen etkisi, kıyı koruma ve tozlaşma gibi faktörlerin yanı sıra bu ülkeler için bir itici güçtür."dedi.

Swiss Re, Brezilya ve Endonezya'nın G20'deki en yüksek bozulmamış ekosistem yüzdesine sahip olduğunu, ancak bu ülkelerin doğal kaynaklara güçlü ekonomik bağımlılığının, sürdürülebilir kalkınma ve korumanın önemini vurguladığını da belirtti.

 


Servet Gürkan Apara'da Ekonominin Sigortası programına konuk oldu

Gürkan programda sektöre yönelik güncel konulara yönelik görüşlerini paylaştı


Kur riskine karşı alınacak önlemler

Döviz kurları, ülke olarak makroekonomik açıdan kritik öneme sahip olmasının yanı sıra girişimciler ya da yeni bir girişimde bulunmak isteyenler için de üzerinde durulması gereken kritik bir husus olma özelliğine sahip. Döviz kurlarının geleceği ve risklerin yönetim kabiliyeti, özellikle Türkiye gibi gelişmekte olan ülkeler özelinde girişimlerin var olma mücadelesindeki önemli sınavlardan biri olarak öne çıkıyor.

Bir girişimin başlangıcında oluşan belirsizlikler girişimciyi ürkütse de uygulanacak doğru stratejik yaklaşımlar ve isabetli öngörüler oluşabilecek risklere karşı savunma mekanizmalarını güçlendiriyor.

Büyük umutlarla hayata geçirilen potansiyeli yüksek pek çok girişimin, döviz kurları konusunda sıkıntılar yaşayıp kepenk kapatmak zorunda kaldığını belirten Dinamo Danışmanlık Kurucu Ortağı, Kamu Özel Ortaklığı (PPP) ve Proje Finansmanı Uzmanı Fatih Kuran, kur riskine karşı alınacak önlemleri şöyle açıklıyor: “Kur riskine karşı en iyi koruma yöntemi doğal koruma dediğimiz gelir ve giderlerinizin aynı para birimi cinsinden olmasıdır. Türkiye’de şirketler arası döviz bazında faturalama yapılmaması ithalat yapıp iç piyasada ticaret yapmak durumunda bulunan şirketler önünde önemli bir kısıtlamadır. Şirketler için rekabetin kendilerine elverdiği ölçüde olası kur artışlarını baştan maliyetlerine ekleyip fiyatlarını arttırmaktan başka bir seçenek bırakmamaktadır. Bu durumda özellikle satış vadeleri uzadıkça fiyatların daha fazla artmasına neden olabilecektir ki enflasyon üzerinde olumsuz etki yapması da kaçınılmaz bir durumdur.

Kur riskini yönetmek isteyen şirketler için diğer bir alternatif de forward, futures ve opsiyonlar gibi finansal risk yönetim tekniklerini kullanmaktır. Şirketler bu takdirde de ilgili teknikleri kullanmanın ekstra maliyetine katlanmak durumunda kalacaklardır ki ürün fiyatlarına etkisi benzer şekilde olacaktır.

Nihayetinde kalıcı çözüm olarak ithalat ağırlıklı çalışan şirketlerin mümkün olduğunca ithal ikamesine yönelip yerli ham madde tedariği yapmaya çalışması önerilebilir. Bu mümkün olsun olmasın ihracat yapıp gelir giderlerdeki kur dengesizliğini çözmeye çalışmak da mutlaka değerlendirilmelidir. Yurtdışı piyasalar kimi zaman daha rekabetçi olsa da yumurtaları aynı sepete koymamak ve olası kur şoklarına daha hazırlıklı olmak için şirketlerin ihracatı daha fazla dikkate almasında önemli faydalar bulunmaktadır.”


Uzayda hayat 10 yıl uzakta

Teknolojik gelişmeler, insanın merakı ve iş dünyasının yıkıcı oyuncuları beklenenden de kısa zamanda uzay endüstrisini oluşturacak. KPMG’nin araştırmasına göre uzayda yaşam, uzayda çalışmak ve uzayda tatil 10 yıllık mesafede. 2030’lar derin uzayın derinliklerinin keşfedileceği, uzay işletme modellerinin ortaya çıkacağı yıllar olacak

KPMG, insanlığın 2030’lu yıllarda uzaydaki varlığıyla ilgili öngörüleri araştırdı. Uzay ajansları başkanları, avukatlar, cerrahlar, yatırımcılar, girişimciler, akademisyenler ve politikacılar gibi sektörünü temsil eden 30 uzmanla görüşen KPMG, beklentilere dair heyecanlı ve zorlu bir gelecek vizyonu çizdi. Buna göre önümüzdeki 10 yıl içinde küresel uzay endüstrisi 600 milyar dolarlık bir büyüklüğe ulaşacak. Uzay sektöründe 2021-2030 yılları arasında yüzde 55’lik büyüme öngörülüyor.

Birçok hükümetin iddialı uzay stratejileri başlattığı ve özel sektör oyuncularının heyecan veren atılımlar yaptığı belirtilen KPMG araştırmasında, “Uzayı bir sektör olarak değerlendirip geleceği düşünerek bütün endüstrilere meydan okumak mümkün. Hükümetler ve büyük şirketler liderliğindeki fikirler, bu vizyonla bir teoriden daha fazlası olabilir. Uzayı gelecek 10 yıldaki potansiyele bakarak ticari faaliyet ve yatırım alanı olarak görmek gerek. Keşiflere paralel olarak iyi finanse edilen küresel programlarla dünyadaki yaşamlarımıza fayda sağlayabilir, 2030’a kadar ilham veren fikirlerin önünü açabiliriz” ifadesine yer verildi.

Araştırmadan çıkan uzaylı yıllarla ilgili öngörüler şöyle;

  • İnsanlar uzayda yaşayacak, çalışacak, uzaya tatile gidecek. Uzay seyahatleri çok uluslu ve ortak çalışmaya dayalı girişimlerden oluşacak.Uzaya yolculuk pahalı olacak ama hızla gelişen sanal gerçeklik teknolojisi insanların bu deneyimi yaşamasını sağlayacak. 2030’a kadar birçok insan bu deneyimi hayatında en az bir kez yaşayacak.
  • Astronot tanıdıklar çoğalacak.
  • Tıpta devrim gibi tedaviler
  • Sıfır yer çekimi, yeni tıbbi araştırmalar yapmamızı sağlayacak. Daha önce mümkün görünmeyen pek çok tedavinin gerçekleştiğini göreceğiz.
  • İnsan genomu, uzayın derinliklerini keşfedebilmek için değişecek.
  • 2030’a kadar su bulmak için ‘ay madenciliği’ yapacağız.
  • Uzayda yaşam olduğuna dair kanıtları keşfedeceğiz.
  • Uzayda tarım sıradan bir iş olacak. Yeni teknolojilerle suyu bileşenlerine ayırıp aydaki tarımı destekleyebileceğiz.
  • Teleskop teknolojileri sayesinde Big Bang’den sonra oluşan ilk galaksileri gözleyebileceğiz. Zamanda dört milyar yıl geriye bakabileceğiz.
  • Start-up’lar geleceğin uzay şirketleri
  • İş dünyasındaki her şirket aynı zamanda bir uzay işletmesi olacak. Çalıştıkları sektörler ve müşteriler uzayla ilgili olsun ya da olmasın her şirket özel uzay ekipleri ve kaynaklarıyla uzaya yatırım yapacak.
  • 2030’un öncü uzay işletmeleri bugünün start-up’larından çıkacak.
  • Devletler, uzaydaki sivil işletmelerin müşterisi olacak. Uzayda özel sektör-kamu iş birliklerini daha çok göreceğiz.
  • Dünyadaki temel endüstriler uzayda da varlık gösterecek.
  • Uzayda imalat gerçek olacak. Şirketler her sektörde uzayda yenilikler deneyecekler. Piyasaya yeni ürün ve hizmetler sunacaklar.
  • Uzay verisi dünyaya dönecek
  • Uzay verileri tamamen metalaşacak.
  • Uzay verisi için düzenleyici kurum oluşturulacak.
  • Veri sahipliği olmayacak, veriler paylaşılacak.
  • Kişisel veri güvenliğinin korunması zorlaşacak.
  • Devletler nüfus sayımını uzaydan yapacak.
  • Uzayın sürdürülebilirliği
  • Uzay ekolojisini milenyum jenerasyonu yönetecek.
  • Üniversitelerde ‘Uzay Ekolojisi’ master programları olacak.
  • Uzayın kendi yasal yargı sistemi olacak.

Streste İsviçre, mutlulukta Fransa lider

Great Place to Work Enstitüsü tarafından 13 ülkede gerçekleştiren “Stres Yönetim Teknikleri” araştırması, mutluluk ve esenliğin büyüme, rekabetçilik ve sürdürülebilir büyüme için önde gelen faktörler olduğunu ortaya çıkardı. Araştırmada, mutluluk ve esenliği en fazla ön planda tutan ülkelerin yüzde 84 ile Fransa, yüzde 82 ile İsveç ve yüzde 72 ile Hollanda olduğu belirlendi.

Great Place to Work Enstitüsü’nün güven, mutluluk ve esenlik kültürünün inşasını inceleyen “Stres Yönetimi Teknikleri” araştırmasında, Avrupa’da 900'den fazla işletmenin yöneticilerinin stres sorunları ve çözümleri hakkındaki görüşlerini paylaşmaları istendi. Görüşlerin yüzde 47'si, stresin organizasyonda önemli bir sorun olarak değerlendirildiği yönünde. En yüksek stres seviyesi sıralamasında yüzde 72 ile İsviçre ilk sırada. İsviçre’yi yüzde 68 ile Avusturya, yüzde 58 ile Yunanistan ve Almanya takip ediyor.

Mutlulukta zirve Fransa’nın

Stres Yönetimi Teknikleri araştırmasında, mutluluk ve esenliği en fazla ön planda tutan ilk üç ülke şöyle sıralanıyor: Yüzde 84 ile Fransa, yüzde 82 ile İsveç ve yüzde 72 ile Hollanda. Yapılan araştırmada mutluluk ve esenliğin büyüme, rekabetçilik ve sürdürülebilir kalkınma için önde gelen faktörler olduğu belirlendi. Yöneticilerin yüzde 65’i sağlık ve esenliğin stratejik bir öncelik olarak ortaya çıktığını belirtiyor.

İş-yaşam dengesi ve iletişim stresi yeniyor

Great Place to Work Enstitüsü tarafından gerçekleştirilen araştırma, strese karşı nelere dikkat edilmesi gerektiğini de ortaya koyuyor. İşletmedeki tüm çalışma seviyelerinde, iş yerinde stresli durumları önlemek için dikkat edilmesi gereken konuların başında detayların öneminin küçümsenmemesi, öğünlerin asla atlanmaması ve uygun molalar verilmesi geliyor. Belli aralıklarla masadan kalkarak egzersiz yapmak, yeterli uyku, kişisel zamanı iş ile dengeleyen günlük ve haftalık bir rutin tasarlamak da hem beden hem mental sağlığı koruyarak stres seviyesinin yükselmesini engelliyor. Bunların yanı sıra, mümkün olduğunca iş arkadaşlarıyla yüz yüze veya video yoluyla iletişim kurmak ve son olarak iş yerindeki sorunları ilgili kişilerle paylaşmaktan çekinmemek yine stresle başa çıkarken dikkat edilmesi gereken önemli konu başlıkları olarak sıralanıyor.

Stres yoksa verim ve aidiyet artıyor

Stres konusunda yapılan araştırma ile ilgili bilgi veren Great Pleace to Work Türkiye Genel Müdürü Eyüp Toprak, şirketlerde yönetim kademesine bu konuda önemli görevler düştüğünü belirterek, bu görevleri şu şekilde tarif ediyor: “Gerçekleştirdiğimiz araştırma, çalışanları destekleyen bir lider olmanın önemini ve çalışanları kişisel düzeyde tanıyıp onlarla samimi ilişkiler geliştirebilmenin önemini tekrar gözler önüne serdi. Çalışanlarla açık iletişim kurmak, sağlıklı bir iş-yaşam dengesinin rol modeli olmak, yöneticilerden beklenenler arasında yer alıyor. Araştırmamızda ortaya konan bir diğer gerçek ise rollerin, sorumlulukların, beklentilerin ve önceliklerin açıkça tanımlanmış olduğu iş yerlerinde çalışan verimliliğinin ve aidiyetin artması. Çalışanlar güven kültürünün inşa edildiği iş yerlerini tercih ediyorlar ve iş performansları stressiz ortamlarda artıyor.”


2022’de iş gücünün yüzde 42’si mobil olacak

Geleneksel iş yapış modelleri teknoloji ile birlikte verimlilik ekseninde gelişiyor. Yapılan araştırmalar, 2022 yılına kadar dünyadaki iş gücünün yüzde 42,5’inin mobil çalışanlardan oluşacağına işaret ederken, şirketlerin bu modelle çalışan başına yılda ortalama 11 bin dolar tasarruf edebileceğini gösteriyor.


Esnek veya uzaktan çalışma, verimliliğin ve çevikliğin artırılıp sabit genel giderlerin azaltılması gibi avantajlarla iş hayatında uzun süredir konuşuluyor. Strategy Analytics’in çalışması 2022 yılına kadar dünyadaki tüm iş gücünün yüzde 42,5’inin mobil çalışanlardan oluşacağını gösteriyor. Tecla’nın araştırma sonuçları ise uzaktan çalışmanın şirketlere çalışan başına yılda ortalama 11 bin dolara varan tasarruflar sağlayacağı yönünde. Aynı araştırmaya göre, çalışanlar da evden çalışarak yılda ortalama 7 bin dolarlık tasarruf sağlayabilecek.

Kişisel bilgilerini içeren belgeler güvende

 

Mobil cihazların artması ve online hizmetlerin çoğalmasıyla mobil çalışmanın yaygınlaştığına dikkat çeken E-GÜVEN Genel Müdürü Can Orhun, “Yapılan araştırmalar, geleneksel iş yapış modellerinin değiştiğini ve bu değişimin kalıcı olacağını gösteriyor. Şirketlerin olduğu kadar, çalışanların da yeni iş süreçlerine uyum sağlamalarına yardımcı olmayı hedefliyoruz. Mobil uygulamaların artan kullanım alanlarını göz önünde bulundurarak geliştirdiğimiz Zumizum KVK uygulaması, Apple Store ve Google Play Store'dan indirilebiliyor. Zumizum KVK, saha operasyonlarında, müşterilerin kişisel bilgilerini içeren belgelerin, gizlilik şartları gözetilerek hedef sisteme aktarılması gereken bütün süreçlerde kullanılabiliyor. Ayrıca görsel veri ile bildirim sağlanması gereken süreçlerde, gizli müşteri çalışmalarında, satış ziyaretlerinin yanı sıra görsel belgeleme gerçekleştiren kurumların saha çalışmalarında uygulamadan faydalanılabiliyor.” bilgisini verdi.

Belgelere zaman ve konum bilgisi eklenebiliyor

 

Mobil çalışan ekiplerinin işlerini kolaylaştıran Zumizum KVK uygulaması, saha ekiplerinin mobil cihazları ile fotoğrafını çektikleri müşteri belgelerine zaman damgası ve konum bilgisi ekleyerek Web servisler aracılığıyla istenen hedef sisteme aktarılmasını sağlıyor. Gönderilen belgelerin teslim edilme durumunu takip etme imkânı sayesinde süreç kontrolü sağlanıyor. Uygulama, kurum tarafından uygulamaya üye tanımlayabilme ve üyeye özel kullanıcı adı ve şifre tanımlama özelliklerine de sahip.

Kişisel Verilerin Korunması Kanunu’na uygun uygulama


Kişisel Verilerin Korunması Kanunu (KVKK) kapsamında geliştirilen Zumizum KVK ile kişisel veriler, saha ekiplerinin mobil cihazlarında kayıtlı kalmadan otomatik olarak siliniyor. Bu sayede gizli bilgilerin güvenliği korunuyor. Mobil uygulama, saha operasyonlarının yönetilmesinde, müşterilerin kişisel bilgilerini içeren belgelerin gizlilik şartları gözetilerek hedef sisteme aktarılmasında, görsel veri ile bildirim sağlanması gereken süreçlerde, gizli müşteri çalışmalarında ve görsel belgeleme gerçekleştiren kurumların saha çalışmalarında kullanılıyor.


Bill Gates'den Warren Buffet'ın 90'ıncı yaş gününe özel kutlama

Dünyanın en zengin isimleri arasında 113,1 milyar dolarlık bir servetiyle ikinci sırada yer alan Microsoft’un kurucusu Bill Gates, 72,7 milyar dolarlık servetiyle 6'ıncı sırada yer alan yatırım şirketi Berkshire Hathaway'in yönetim kurulu başkanı Warren Buffett'ın 90'ıncı yaş gününü çok özel bir şekilde kutladı.

Bill Gates'in notlarını yayınladığı www.gatesnotes.com adlı sitesinde yer alan 30 Ağustos 2020 tarihli yazı ve paylaşımda Gates, "Yakın arkadaşımın 90 yaşına girdiğine inanmak zor. Warren 30 yaşındaki bir çocuğun zihinsel keskinliğine, 10 yaşındaki bir çocuğun yaramaz gülüşüne ve 6 yaşındaki bir çocuğun diyetine sahip." ifadelerine yer verdi.

Gates'in pasta yaptığı görüntüleri ise büyük ilgi gördü.

 

 

https://youtu.be/8U6ZraAj5Q4


Tüketici, sigortasına “İyi bir dostuna güvenir gibi” güvenmek istiyor...

Sigorta sektöründe tarafsız ve doğru bilginin kaynağı www.sigortaladim.com, araştırma şirketi IPSOS ile birlikte gerçekleştirdiği “tüketicinin sigortadan beklentileri” araştırmasının sonuçlarını açıkladı. Bazı öne çıkan sonuçlar şöyle: Türkiye’de en çok araçla ilgili sigortalar yaptırılıyor; Tüketici, zorunlu olmasına rağmen deprem sigortasından kaçınıyor; Tüketici, sigortasına “İyi bir dostuna güvenir gibi” güvenmek istiyor.

sigortaladım.com ve IPSOS tarafından gerçekleştirilen araştırma kapsamında, 25-45 yaş arası, ABC1C2 sosyo ekonomik gruptan, kadın ve erkek 1000’e yakın kişiyle görüşüldü. Araştırmada, sigortasını online platform veya acente aracılığı ile yaptırmış, karar verici konumundaki kişiler baz alındı; ayrıca daha derinlemesine bilgi elde etmek için fokus grup çalışmaları yapıldı.

Araştırmaya göre Türkiye’de en çok yaptırılan sigortalar trafik ve kasko sigortaları

sigortaladım.com’un araştırmasında tüketicilerden alınan yanıtlara göre ülkemizde en çok trafik sigortası ve kasko sigortaları yaptırılıyor. Trafik açısından yaptırılması zorunlu olması nedeniyle araç sahiplerinin çoğunda trafik sigortası bulunuyor. İkinci sırada kasko sigortası geliyor. Kasko ve trafik sigortalarını zorunlu deprem sigortası (DASK) ve konut sigortası izliyor. Her 100 kişiden 66’sının zorunlu deprem sigortası, 43’ünün ise konut sigortası bulunuyor. Yaptırılması zorunlu olmasına rağmen zorunlu deprem sigortasındaki düşük oran dikkat çekiyor.

Bunları sırasıyla bireysel emeklilik sigortası, özel sağlık sigortası ve otomatik katılım ile BES izliyor. Bireysel emeklilik sigortası yaptıranların oranı %35 iken özel sağlık sigortası yaptıranlarda bu oran %30’a düşüyor. Otomatik katılım ile BES sahibi olanların oranı ise yine %30.

En az tercih edilen sigorta ürünleri arasında eşya sigortası ve elektronik cihaz sigortası yer alıyor. Eşya sigortası yaptıranların oranı %17; elektronik cihazları için sigorta yaptıranlar ise sadece %15 olarak görülüyor.

‘Sigorta’ eşittir ‘güven’ demek! Tüketici sigortasına “İyi bir dostuna güvenir gibi” güvenmek istiyor

sigortaladım.com’un araştırmasında tüketiciye göre “sigorta” demek, öncelikli olarak “güvende olmak” anlamına geliyor. Tüketici sigortayı aynı zamanda riski minimize etmek olarak da tanımlıyor. Sigortalı olmak söz konusu olduğunda, tüketici yaptırdığı sigorta ürününe tam güven duymak ve satın aldığı üründen dolayı risk anında kendini güvende hissetmek istiyor. Her iki tüketiciden biri sigorta için tercih edeceği markanın “güvenilir bir marka” olmasına dikkat ediyor.

Araştırmaya göre tüketicilerin %67’si markaya göre %37’si ise verilen hizmete bakarak karar veriyor. Sigorta markalarının “kaliteli hizmet anlayışı olan bir marka” olduğu için tercih edilme oranı ise araştırma sonuçlarına göre %39. Tüketici ayrıca, “bir sorun olduğunda muhatap bulabilmek” kriterine önem veriyor.

Doğru ürünü, doğru fiyata, doğru firmadan seçebilmek istiyor

Tüketici için sigorta yaptırırken en önemli kriterlerin başında, farklı fiyat ve içerik seçeneklerine hızlı bir şekilde ulaşabilmek ve tek bir kişiye bağlı kalmadan özgürce ve rahatça seçim yapmak geliyor. Yapılan kampanyalar da satın alımda etkili oluyor. Modern dünyanın getirdiği teknoloji, hız ve kolaylığı tercih edenler, tek noktadan tüm sigorta tekliflerinin teminatlarını ve fiyatlarını karşılaştırabilme imkânı isteyenler, online kanalları tercih ediyorlar.

sigortaladım.com Pazarlama Direktörü İzzet Özveren araştırma raporu ile ilgili olarak“sigortaladım.com olarak bu araştırmayı yaptırırken amacımız, gelişen dünya ile birlikte değişen tüketici ihtiyaç ve beklentilerini tekrar tekrar sorgulamaktı. Bizce bu araştırmanın ortaya koyduğu en önemli iki unsur “sigorta eşittir güven’ ve ‘doğru ürünü, doğru fiyata, doğru firmadan seçebilmek’ oldu. Bu sonuç, bizim misyonumuzla da çok örtüştü çünkü sigortaladım.com’da slogan olarak ‘Sigortana İyi Bak’ diyoruz. Sitemizde tüketici her sorusuna cevap alsın, ayrıca aklına gelmeyen ya da bilmediği detaylarla beraber ürün, fiyat gibi görmek isteyebileceği tüm bilgilere rahatça ulaşsın istiyoruz. Tüm çalışmalarımız, sigorta konusunda tüketicileri bilgilendirerek kendi kendilerine en doğru kararı verebilecek şekilde güçlendirmek için. Çünkü bilgi güçtür ve kontrolü tamamen tüketiciye verir. Biz de güvende ve rahat hissetmek için çıkılan sigorta yolculuğunun tüketiciler için güvenli bir şekilde tamamlanabilmesi için çalışıyoruz. ” dedi.


Sektörümüzün büyük buluşması Baden-Baden 2020 iptal 

Reasürans ve sigortada dünyasının global çaptaki en önemli buluşması olan Baden-Baden Reinsurance 2020, COVID-19 endişeleri nedeniyle resmen iptal edildi.

 

Sektörümüzün küresel çaptaki en önemli re / sigorta etkinliklerinden biri olan Baden-Baden Reasürans Toplantısı 2020, Monte Carlo Rendez-Vous'u takip etti ve COVID-19 endişeleri nedeniyle bu yıl resmi olarak iptal edildi.