Geçen Perşembe günü sıcak, çok sıcak hissettiyseniz, bunun nedeni havaların sıcaklık rekoru kırması ve derecelerin İngiltere’deki en sıcak Temmuz gününü işaret etmesiydi.

Hava sıcaklığı İngiltere’nin en sıcak yeri olan Cambridge’de 38.1 dereceye ulaşırken, Londra 37.6 dereceye ulaştı. İngiltere’de bugüne kadarki en yüksek sıcaklık 2003 yılında 38,5 dereceye çıkan Kent’teydi. Hava durumu, ülkenin her yerinde klimaların bozulmasına ve yüksek sıcaklıklar nedeniyle toplu taşıma hizmetlerinin aksamasına veya iptal edilmesine neden oldu. Trenler ülke genelinde aksadı, bazı yolcular saatlerce su veya klima olmamasından dolayı trenlerde büyük sıkıntı yaşadı. Hatta bazıları vagonlardan tahliye edildiler ve en yakın istasyondan raylar boyunca kilometrelerce yürümek zorunda kaldılar. Neyse ki, Cuma günü serin bir hava değişimi, yağmura ve düşük sıcaklıklara çok ihtiyaç duyulan bir anda bir miktar rahatlama sağladı. Ama henüz sevinmek için erken.

İklim değişikliğinin ortaya çıkmasıyla birlikte uzmanlar, yüksek ısı dalgalarının ve aşırı hava koşullarının yaşanmasının gelecekte daha muhtemel olacağını söylemektedir. Sıcaklıklardaki bu artışlarla birlikte,  sigorta sektörünün risk modellemesine daha yakından bakması  isteniyor. Teknoloji şirketi YellowDog’un kurucusu Gareth Williams, Geçen Perşembe günü beklendiği gibi İngiltere’nin en sıcak günü olması , “aşırı hava koşullarında risk modellemesi ve afet modellemesi” konusunun artık her zamankinden daha gerekli olduğunu belirtiyor.

Aşırı hava koşulları, yalnızca bozulan trenlere ve insanların hastalanmasına değil, yangınlar gibi daha büyük olaylara da sebep olabilir. Segwick denizcilik ve kargo müdürü Carlos Mantecas, İngiltere’nin çok fazla etkilenmemesine rağmen, bu yıl bazı Avrupa ülkelerinde yangınların özellikle çok etkili olduğunu belirtiyor.

Mantecas, “Son yıllarda, büyük orman yangınlarının orta ve kuzey Avrupa’daki ülkeleri nasıl etkilediğini gördük, kışın kuraklığı ve yüksek yaz sıcağı, tarihsel olarak bu tür bir felakete alışkın olmayan ülkelerde yangın riskini çok artırıyor.” demekte.

Büyük yangınlar geçtiğimiz birkaç hafta boyunca İspanya, Yunanistan ve Almanya’yı etkiledi ve yangın riski Avrupa kıtasına yayıldı. Son yıllarda orman yangını mevsimi öncekilerden daha uzun sürdü, Mayıs ya da Haziran ile Ekim ayları arasına yayıldı. ”Bu korkutucu geliyorsa,ki öyle. Yılın başlarında Dünya Ekonomik Forumu (WEF), Dünya Risk Raporunu yayınladı ve bir numaralı risk, iklim değişikliğinin etkilerinin azaltılması ve adaptasyonun başarısızlığıydı.

YellowDog, senaryoları modellemek için verileri kullanarak aşırı hava koşullarında risk yönetiminde yardımcı olacağına inandıkları bazı araçlar geliştirmiş bulunmakta. Şirket, “Büyük miktarlarda bilgi işleme gücüne erişme kapasitesini sunarak, YellowDog’un teknolojisi, daha fazla senaryo oluşturulmasını sağlayarak tahminlerin doğruluğunu arttırıp her birinin üretilmesi için gereken süreyi de azaltıyor” açıklamasını yaptı.

“Bu tür bir iç görü, özellikle riskin yönetimi için büyük yardımlar sağlıyor. Örneğin, sigorta şirketleri, hangi alanların doğal afetlere karşı duyarlı olduğu konusunda giderek daha fazla ayrıntı arıyor ve bu gerçekleştiğinde, kaçınılmaz hasarlar gelmeden önce finansal risklerinin ne olduğunu anlıyorlar. Williams, YellowDog’un kullandığı tip gibi teknolojinin, önümüzdeki yıllarda aşırı hava olayları ve risk modellemesiyle mücadelede büyük bir fayda sağlayabileceğine ve sigorta şirketleri için son derece yararlı olacağına inanıyor. Williams, “Bu olayların ne zaman gerçekleşeceğini ve etkisinin ne olacağını daha iyi tahmin edebilmek teknolojinin daha hızlı adapte olması ile sağlanacaktır.Tahmini veri teknolojisi, iklim değişikliği olaylarının finansal etkilerini anlamak için sel, orman yangınları ve kasırgalar gibi çeşitli aşırı hava senaryolarının etkilerini tahmin etmemize yardımcı olacaktır. Bunun gibi aşırı sıcaklıklar nihayetinde tüketiciyi, iş sigortasını ve genel olarak ekonomi üzerinde doğrudan bir etki yaratacaktır, bu yüzden mümkün olduğu kadar çabuk net resmi görmeliyiz” diyor.

Ülkemizde de durum farklı değil iklimsel değişiklik etkilerini arttırarak gösteriyor. Aşırı yağışlar, çok sıcak hava, eriyen buzullar, kuruyan göl ve nehirler, kuraklık, sel  vb riskler artarak büyüyor. Tabii ekonomisi çok iyi durumda olmayan ülkelerde olduğu gibi bu riskler ekonomik şartları dahada bozuyor ve ülkeyi olumsuz yönden çok etkiliyor. İşte burada sigortacılara da büyük iş düşüyor. Bir taraftan riskin büyüklüğünü bilimsel metodlarla belirlemeye çalışırken diğer yandan da bu risklerin gerçekleşmesi sonucunda doğacak ekonomik zararın boyutunu tespit etmeleri gerekiyor. Hasarların oluşması durumunda da hasardan etkilenecek büyük gurupların zararlarını karşılamak da Sigortacılar tarafından hem milli hemde mesleki bir görev olarak yerine getirilecektir.